Atıfet: Ahiretlik Suallere Dünyalık Cevaplar

"Denizi sabunla mı yıkamışlar? Köpük köpük" diye sordu çocuk. 5 yaşındaydı. Henüz şair değildi.

"Çantamı geri verir misiniz?" diye bağırdı kız. İçinde çok değerli bir şey var sandı hırsız. Kız, eşi bile olmayan bir eldivenin peşindeydi. Annesinindi.

"Sosyalizm, yalnızca yoksullar için mi?" diye sordu genç. Utanarak saklıyordu zenginliğini.

"Senin tuzun kuru. Konuşursun sorguda. Ne diye yatasın ki içeride?" diye sordu dava arkadaşı. Mücadelelerini hangisi yanlış anlamıştı? 

"Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar" dedi şair. "Bir sürü kelime verdim ona, hiç bir anlama çıkmayan" diye onayladı kadın.

"Gerçeği niye öğrenmek istiyorsun?" diye sordu maşuk. "Onu değiştirmek için" diye yanıtladı âşık.

"Alt tarafı yattık. Niye mutsuzsun?" diye sordu adam. "Aklım, alındı. Asıl okşanmak isteyen oydu" dedi kadın.

"Ondan daha zeki bir kadını hak etmiyor muyum, abi?" diye sordu erkek. "Bu kadar küçümsemen, senin küçüklüğünden" dedi arkadaşı.

"Neyim eksik de beni sevmiyorsun?" diye sordu ümitsizce. "Tastamamsın. Tamamlanacak bir şeye benzemiyorsun" dedi kadın. 

"Aşktan ölünür mü?" diye sordu. "O zaman aşk biter. Bitsin mi?" diye yanıtladı kendini.

"Son dileğiniz nedir?" diye sordu cellat. "Herkese teşekkür etmek istiyorum. İntiharım bu kadar kolay olmazdı" dedi, acılarından kurtulacağına sevinerek.