Tanımsız

En çok zayıflıkları merak ederim. Sanki insanları bu nedenle severim. Ve bu nedenle sevdiklerimin de kalbimi zayıflattıklarını unuturum hep.

19 yaşındayken “Angela’nın Külleri” filmine gitmiştik erkek arkadaşımla. El ele bile tutuşmamıştık daha. Filmin en "yokluk"la dolu yerinde kulağıma eğilip şöyle demişti: “Ben bundan çok daha kötü şartlarda büyüdüm.” O an kalbim o kadar acıdı ki ona âşık oldum sandım. Elimi, onun koltuk kenarının üstüne koydum, tutsun diye. Ve o sonradan beni o vakte kadar kimsenin üzmediği kadar üzdü.

Anladım ki; kendisini eksikliğiyle tanımlayan birini sevdiğinizde, “onun ne eksiği var da beni seviyor” diye düşünüyor. Sizin yok’unuzu, eksik’inizi kovalıyor. Ve sizi asla sevemiyor.

Artık, zayıf olduğunu söylemekten çekinmeyen biri, bana güçlü olmadığı hâlde güçlü görünmeye çalıştığını fark ettiğim birinden pek farklı görünmüyor. Aklım, bunu çok iyi biliyor. Ama kalbim hâlâ pabucundaki delikleri görünce daha çok* seviyor onu.

Belki, hayatın daha az adil davrandığı insanları severek kayıplarını telafi etme isteğidir bu.


*Bu ifade, Meltem Gürle'ye aittir.

4 yorum:

thedogfathe® dedi ki...

Bunlar hayattan mı yoksa zihinden mi ? Yani aslında bir yaşanmışlıkları var mı bunu merak ediyorum, ancak yazdığınız kesinlikle doğru güzel tespit

tebrikler :)

gebo dedi ki...

eh canımı yaktın ve bak uzaktan seviyorum şimdi seni. bazı insanlar böyle, oturduğu yerden şefkat damlatıyor, boşa gitmesin istiyor, boşaltıyor içindeki tüm iyi niyeti acilen en yakında bulduğu insana. ama düşün ki iki insan olsun, el ele tutuşsunlar ve birbirilerine acılarından bahsetmesinler, buna lüzum görmesinler. güç gösterisi de yapmasınlar, kimse kimseden güçlü olmasın. olmaz. eşitsizliğin tadı çok başka, şefkat göstermenin ve gördüğün şefkat karşısında ezilmenin ve bambaşka birine dönüşmenin tadı. bu eşitsizlik ne kadar kuvvetliyse hissedilenler de o kadar kuvvetli oluyor. yani sen onun pabucundaki delikleri görüyorsun ya kendi pabucundaki delikleri açmış oluyorsun ona, başka türlü farkında bile olmayacağın delikler.

dördüncü tekil şahıs dedi ki...

thedogfathe® - nereden olduğunu boşverelim. öyle işte. teşekkür ettim.

gebo - o da benim pabucumdaki delikleri görünce, artık mevzubahis onun değil benim delik pabuçlarım oluyor.

nAifce dedi ki...

Yaşım büyüdükçe acıdıklarımı sevmemeyi ögrendim hatta,bir adım daha ilerdeyim artık birini acıyarak tanımlamamayı öğrendim dördüncü tekil şahıs. Acımak yanlış bir duygu ve kadınca ...Sırf kadınca olduğu için bile reddediyorum ...Aşk , güçlüden yana her daim . Acımak ve zayıflık barındırmıyor . 19 yaşındaki erkek arkadaşın keşke senin gücünü taşıyabilecek kadar güçlü olsaydı ...O zaman AŞK olurdu ...