Sevi’nin Eyüp Güncesi



Sana belki bu gece benden bahsederler, bilmeden. Belki Eminönü’nde kedi beslerken, belki Fener’de bir kilisede mum dikerken, belki Balat’ta bir fırından simit alırken, belki Feshane’de suya giren çocuklarla sohbet ederken, belki Piyer Loti’de bir masada tek başına şiir okurken rastlamışlardır bana. “Yüzün şiir olmuş/hangi şiiri okusam/sana bakıyorum” diye defterime not ettiğimi tahmin edememişlerdir belki. En azından bir tülbent bağlamadan geçilemeyecek yollardan kıpkırmızı çocuk elbisemle seğirttiğimi söylemişlerdir. Her esmer adamın yüzüne çekinmeden baktığımdan bahsetmişlerdir. Suretini aradığımı bilememişlerdir. Senin bu şehirde yaşadığını bilirken ve her yerde seninle karşılaşma ihtimalim varken, deli divane gibi kendini yollara atmış bu gök elma benizli çocuğa anlam verememişlerdir belki. Seninle karşılaşsam bile benimle olmayacağını bildiğimden, seni bulduğum an bu şehri terk-i diyar eyleyeceğimi zaten akıl edemezler. Çarenin olmadığı yerde, yolun çare olduğunu da bilmezler çünkü.

Ah sen bir bilsen, başka neler yaptım bugün senin için, onlar görmeden. Bir dolu çay içtim seviyorsun diye. İki yıkık teknenin fotoğrafını çektim köhne ruhlarımızın yansısı niyetine. Ölmedik ya biz de heves ettik diyen yaşlı bir teyzeyi bindirdim teleferiğe; hayır duası oldu “gönlüne göre”. Sevişelim mi diye soran sokak ergenine gülümsedim de kızamadım, sen de kızmazdın. Martılara yüz vermedim, kargaların gönlünü hoş ettim. Bir yavru kediye adını verip bellettim. Mezarlık çiçeklerini suladım ve göçmüş ruhlara dua okudum, anlamadığım bir dilde. Bugün şehir seninle şahlandı sevi’ye. Ben bu şehri senin için yaşadım bugün, bilmeden sen.


2 yorum:

thedogfather dedi ki...

Bu yazı tamamı ile size mi ait, çok beğendim, ellerinize sağlık.

dördüncü tekil şahıs dedi ki...

evet, teşekkür ederim.