Mayıs Sıkıntısı


Çıkarın anneyi kareden, çocuk düşer. İşte aslı da böyle.
       
        Mayıs, çoğunluğa Bahar dilinden konuşur, benim gibilere ise başka bir dilden. Ben bu dili 5 yaşından beri konuşuyorum.
KALAN
Anne ölür, çocuk kalır
Hayatta kalan, yalnızlıktır

Eksik kalan çocuk büyümez
Bunu başka kimse bilmez

Nafile yama arar söküğüne
Dikiş tutmaz oysa her tene.

Herkes herkesle dostmuş gibi…*

Woman With Chello - Ahmet Kanak

İnsan gaipten çello sesi duyabilir mi? Kulağımda hep bu sesle geziyorum. Çocukken kemandı. Bedenle birlikte hayal de büyüdü.

Hatıralar ise baki; kulağımdaki melodiye sözler derledi Barış Bıçakçı’dan.


Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm
- Küçük İskender
Geçmiş yolunu kaybedip sizi yalnız bırakabiliyor.

Bütün sevgili anların, geçmişindeki bütün güzel yaşantıların bir gün geri döneceğine inandırmıştı kendisini. Yoksa, yani bu doğru değilse, yaşamanın anlamı ne?

O zaman unutmak yorganını örtüp altında ısınmak gerekiyor.

İnsan bu yaşa kadar ancak unutarak yaşayabilir.

Yataktan çıkıldığında yüze vuran soğuk ise hayatın ta kendisi.

… Hatırladıkça yalnızlaşıyordu, kendi geçmişinin içinde böyle yapayalnız inik bir plastik top gibi…

Ne olduğunu da şaşırabiliyor insan, geçmiş ile gelecek arasında arafta kalınca.

Yılların geçip gitmesine ve her şeyin belleğin bir oyunuymuş gibi bir belirsizliğin  içine batmış olmasına… Bu ben miyim? Peki o ben miydim? Bütün bunları yaşayan. Hayır seyreden. Karar ver, yaşayan mı, seyreden mi? Yaşayan değilmiş gibi. Geçmişte başka biri, ama şimdi ben. Geçmiş olunca başka biri.

Kalp, kan toplamış bir yara bu durumda. Kalbin sargı bezi, melodi.

Çello, kalbe dayanarak çalınan tek müzik aleti; kalbin sesi. İnsanın en yakınında atan tek kalp kendisininki. Atan kalpler korosunda, herkes herkesle dostmuş gibi


 
*Herkes herkesle dostmuş gibi…- Barış Bıçakçı